Çocuk Filmleri Festivali başlıyooor…

Sizi bilmem ama ben çizgi film canavarıyım. Asya ile birlikte bu kültürüm gelişti. Birçok çizgi filmi çizgi olmayanlara :) tercih ederim. 6-19 Kasımdaki festival, tüm çocuklar ve çocuk kamufilesi ile çizgi film seven tüm yetişkinleri bekliyor :) Ayrıca, süper hiper yetenekli bir çocuğunuz varsa 6-18 yaş arası “küçük sinemacılardan büyük filmler” yarışmasına katılabilir. kucuk_altmenu_r1_c1

Sanırım festival yöneticileri harıl harıl program, filmler v.s ile koşturuyorlar. Şu anda program çok net değil fakat Eylül ayı içerisinde gelişmeleri http://www.iicff.com/ adresinden takip edebilirsiniz. Biz ebeveylere yaptikları bir güzellik var ki değinmeden edemeyeceğim; yaşlara göre filmleri gruplandırmışlar… İçimizi buzz ettiniz, allahta sizin tutuğunuzu altın etsin (oldu mu bu deyim, benim sitem, bence oldu :)

Yorum bırakın »

0-3 yaş bebek ile tatil önerileri…

İlk önerim tatil yapmamanız! :)
Şaka bir yana, 0-3 yaş bebek ile tatil iyi planlanmadığı zaman ciddi bir kabus olabilir. Bence ilk olarak bildiginiz tatil alışkanlıklarınızı bir tarafa bırakarak çocuğunuzun taleplerine yönelik yeni bir plan hazırlamanız. Birkaç maddede bana faydalı olan bilgileri sıralayacağım, umarım sizin de işinize yarar:

- Bu dönem tatillerimizi biz mümkün olduğunca aileler ile birlikte geçirdik. Bunun alternatifleri olabliir tabii, bakıcılar, komşu v.s. gibi bütçenize göre şekilenebilir ama tek başınıza çocuğunuzu alıp tatile gitmek için ya fazla çılgın olmalısınız ya da çocuğunuz bir melek!

- Tatil mekanı olarak yine yazlık yoksa içinde mutfağı olan devremülk ya da pansiyon gibi bir çözüm bizim işimize çok yaramıştı. 5 yıldızlı oteller de olabilir tabii ama çocuğunuzun çorbasını yapmak, sütünü ısıtmak isterseniz bir mutfağınızın olması iyidir.

- Bebeğiniz ilk defa denize giriyorsa korkabilir, soğuk gelebilir. Bu durumlar için şişme minik çocuk havuzları ideal bir çözüm. Denizden korkuyor ve girmek istemiyorsa ılıştırdığınız deniz suyunda serinlemesini ve pişik olmasını önleyebilirsiniz.

-Güneş artık neredeyse hepimizin kabusu haline geldi, zararlarını o kadar anlattılar ki, çocuğumuzu çıkarmaya korkar olduk. Koruma için önerebileceğim Coppertone bebek kremi. Schering-Plough’ın bir ürünü olduğu için de ben içim rahat kullanıyorum, kozmetik bir ürün değil.

-Güneşten korunma için ikinci hayati nokta, şapka. Önde siperi olan ve arkadan da boynunu kapatan Leonardiniden bu şapkayı buldum. 50 koruma faktorlu. Aslında mantığı çok basit. Mayo kumaşından yapıldığı için güneş geçirmiyor. Bunun vucudu buyuk oranda koruyan mayoları da var ama ben kullanmadım bir de o kadar çocuğun ıslak bırakılmasından yana değilim, bu yüzden denemedim bile.

asya_sapka

- Çocuk için her zaman deniz havuzdan iyidir. Bu yüzden 5 yıldızlı otellerden uzak durmanızı öneririm. Çocuğunuz havuzu görürüse bacağınıza yapışacak ve size de tüm tatil boyunca havuz başında nöbet tutmak düşecek. Aynı zamanda sağlıklı da değil. Bunun yerine bol bol denize sokmaya çalışın. Mümkünse mavi bayraklı bir plaj seçin. Suda burnuna bol bol su çekerek genizlerinin boşalmasını sağlayın, kışa hazırlık!

-Tatile çıkmadan doktorunuzu ziyaret edin ve sinek böcek ısırmaları, kabızlık, ateş gibi sorunlar için önden ilaçlarınızı alın. Hava ve yemek değişimi çocuklarda farklı sorunlara yol açabiliyor, hazırlıklı olmakta fayda var.

-Çocuğunuzun portatif karyolası ile seyahat ediyorsanız, bunların tepesine geçirilen sineklikten mutlaka yanınızda bulundurun. Ne de olsa tatilden en büyük beklentimiz uyku, biraz uyku, uuuuu :)

-Çocuğunuzun sevdiği filmleri ya bilgisayarınza ya cep telefonunuza yükleyin, mola istediğinizde yedekte bulunsun :)

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, bir de 4-5 yaş için ayrıca yazacağım çünkü onlar ayrı bir kategori :)

Yorum bırakın »

ICE AGE 3, üzüntü ve muz kabuğu…

Çocuklu ailelerin ciddi bir çizgi film koleysiyonu / doğal olarak kültürü oluyor. “Çocuğum çok seviyor, o yüzden mecburen izliyoruz” gibi bahaneler, çizgi filmlerin kalitesinin orjinal filmleri geçmesi ile yerini derin muhabettlere bıraktı. Artık her anne baba, ortak alanlarda çekinmeden çizgi film muhabetti yapiyor, yeni çıkacak bir filmi heyecanla beklediklerini itiraf edebiliyorlar :)

ICE AGE 3 bu bağlamda sinema sever anne babalar ve tabii çoçuklar tarafından merakla bekleniyor(du). Keşke böyle bir hayal kırıklığı olmasaydı…

Kişisel olarak seri filmlere bir gıcığım vardır. Çoğu devam filmini izlediğimde pisman olur, ilk filmin damağımda bıraktığı tadı ekşittigini hissederim…

ICE AGE gibi bir çizgi film için bu kadar acıklı bir girizgah yapmaya gerek yok ve fekat başlamış bulundum devam edeyim… Serinin birinci ve ikinci filminin aksine konu için neredeyse hiç düşünülmemiş, baştan savma hissiyatı verdi bana. Meşe palamudu klişesi ve sevimli bebekler ile kotarilmaya çalışılmış bir 90 dak. izledik. Bu izlediğim belki 5. ve en kötü 3D film idi. 3D filmlerde hissetiğiniz uzanıp yakalama-ya da üstünüze gelen objeler hemen hemen hiç yoktu. Bu arada anneler için de bir not; Asya ile gittiğim ikinci 3D film ama sanırım 4 yaş 3D için biraz erken… Film boyunca gözlüklü-gözlüksüz farkını anlamaya çalıştı, çikişta da “Anne, amcalara söyle çocuklara gözlük vermesinler, büyüklere versinler, başım ağrıdı” dedi. İlk gittiği filmde de perdeye gidip sinekleri yakalamaya çalışmıştı :) Ayrıca bazı dinazorlardan bazı çocuklar korktu, bilginize…

Yorumlar (1) »

Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

Evet…

Feride Çiçekoğlu’nun “Sizin Hiç Babanız Öldü mü?” adlı kitabını gördüğümde, hemen okuyacağımı biliyordum.

Okudum…

Unuttum…

Şimdilerdeyse, sık sık hatırlamaya çalışıyorum.

Bizimle oynadığı oyunları…

Sırtına çıkıp küçük ayaklarımız ile onu çiğnememizi…

Sabah 6’da yaptığı sucuklu yumurtayı burnumuzun dibine getirip bizi kaldırışını…

Çok büyüktü benim babam.
2 metre diyordum kendi kendime.

Çok güçlüydü benim babam.
Yoksa, nasıl iki tombul kızı iki kolunda havalara kaldırabilirdi…

Tam kuzuluktan süt danalığa terfi ettiğimiz günlerde aramızdan ayrıldı…

Alkollü, ters yönde ve hızlı giden bir şoför, babamın bindiği taksiye çarpmış; babamı almış götürmüş…

Trafik kazalarını duymaya ne kadar alıştık;
intihar saldırılarını,
ülkelerin çıkarları için diğer ülkeleri işgal etmesini,
depremleri,
bugünlerde tsunamiyi…

Ölen insanların istatistiklerini dinlemeyi, günlük hayatımızın bir parçası olarak kabul ediyoruz artık.

Sadece, bu istatistiklerin içinde yer alanlar ve onların akrabaları hariç…

Artık, ne kuzu, ne süt dana; yaşını başını almış, 30’una merdiven dayamış, iki canlı bir kızım…

Hâlâ babamı özlüyorsam…

Lütfen, biraz daha dikkatli araç kullanalım; en azından alkolsüz…
************************************************
Not:2005 yılında Asya’ya hamileyken, babamı özlerken yazdığım bir yazı; 2009 yılında babalar gününde babamı özlerken yazıyı kaybetmemek için bloguma koyuyorum… Babalar günün kutlu olsun babacım…

Yorumlar (2) »

Erovision 2009 bitti… Geriye kalan keyifli bir melodi…

Bugün bütün gün ofiste bağrınıp durdum, “I’m in loooove with a fairytale, even though it hurts, cause I don’t care if I loose my miiiind, I’m already cursed”

Sanırım uzun süre de dilimden düşmeyecek. Şarkı basit, kıpır kıpır, Alexander Rybak da gerçekten bakılası bir çocuk, biz ailecek bakmaya doyamadik, öyle diyim… :P

Erovision da rekor Rybak’in, friendfeed’de de sanırım Serdar Kuzuloğlu‘nun… Erovision friendfeed için de bir rekora sebep oldu bildigim kadariyla, Serdar Kuzuloğlu’nun Bülend Özveren için girdiği entry 1400′ün üstünde yorum aldı. Artık hasta olduğumuzda arkadaşlarımız ff’den geçmiş olsun diyor, doğumgünlerimizi burada kutluyoruz. (Ben dahil :) ) Bundan sonra maçları da buradan izleyip yorumlayacağız, kısa süre sonra arkadaşlarımızın düğününe kalkıp gitmek yerine webcast ile  internette izleyip, altın şeklinde banka hesabına yatan hediyeler göndereceğiz herhalde…  İletişim değişiyor, bir yandan bizi yanlızlaştırıp tombullaştırırken, bir yandan da kalabalıklaştırıyor…

Bu karmaşık konuları bir tarafa koyup basit şarkımızın basit sözleri, videosu ve sevgili Raybak’ın fotoları ile blogumuzu bitirelim, okuyanlara selam edelim…

Alexander Rybak – Fairytale from Hector on Vimeo.

  

 

Fairytale (Peri Masalı) ŞARKI SÖZLERİ

Years ago, when I was younger
I kinda liked a girl I knew
She was mine and we were sweethearts
That was then, but then it’s true

I’m in love with a fairytale
Even though it hurts
‘Cause I don’t care if I lose my mind
I’m already cursed

Every day we started fighting
Every night we fell in love
No one else could make me sadder
But no one else could lift me high above

I don’t know what I was doing
When suddenly, we fell apart
Nowadays, I cannot find her
But when I do, we’ll get a brand new start

I’m in love with a fairytale
Even though it hurts
‘Cause I don’t care if I lose my mind
I’m already cursed

She’s a fairytale, yeah…
Even though it hurts
‘Cause I don’t care if I lose my mind
I’m already cursed

Yorumlar (3) »

Yaydım, yayın, yaysınlar! Sansüre sansur…

1105200923211052009234

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sansüresansür‘ü Destekliyorum…

Yorum bırakın »

Blog Ödülleri 09

Bu bloglarda  hem aile,  hem hobi, hem iş dünyası hem kadın hem kişisel hem kültür sanat, hem otomobil, hem reklam pazarlama, hem ne ararsanız var… :) Kazananları tekrar tebrik ediyorum…  ‘nin bir parçası olmaktan çok keyif aldım.. İşte Ödül töreninden görüntüler…

Coca-Cola Aile Blogları

 

ntvmsnbc Haber-Gündem Blogları

 

Binrota Hobi Blogları

 

İş Dünyası Blogları

 

Kadın Blogları

 

Letoonia Resorts Kişisel Bloglar

 

Efes Pilsen Kültür–Sanat Blogları

 

Peugeot Otomobil Blogları

 

Project House Reklam-Pazarlama Blogları

 

Ülker Spor Blogları

 

TTNET Teknoloji Blogları

 

Topluluk Blogları

 

Tefal Yemek Blogları

 

Microsoft Windows Live Spaces Blogları

Yorum bırakın »

Çocuğum için en iyi okul hangisi?

Kızım büyüyor.

Büyüdükçe de dertlerim, endişelerim farklı konularda oluyor haliyle… Şu dönem uzmanlığımı ilkokullar üzerine yapıyorum. Annelik, mesleki eğitimi almadan içine düştüğünüz bir iş aslında. Bütün annelerin bu kadar bu konu üzerine okuması, olayın dilimize vurmuş olmasının sebebi bu kanımca. Kendi egolarınız bir yana (en mükemel çocuk hep bizimkidir ya) bir de ortada sizin kararlarınıza göre şekillenen hamur gibi bişey var. Çocuğunuz! Bebeklikteki uzmanlık alanlarımızı – kabızlık halinde yapılacak üç şey, fırıldak gözlü çocuk nasıl olur da uyutulur, yemek yedirmenin 88 kolay yolu- tecrübeli bir anne olarak şu günlerde gülümseyerek hatırlıyor ama önümüzdeki okul seçme kararı için kaşları paralelleştirip ” ne olacak kızımın hali?” sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz…

Her işte olduğu gibi, yemeden içmeden ilk iş internet araştırmaları-forumlar- eş dost deneyimleri-önerileri arasında seçenekleri belirledim. Burada farklı anne tiplerinin farklı eğilimleri olabilir. Hırs böcekleri, temizlik hastaları, gevşek olsun bizim olsuncular, karşımızdaki okulun suyu mu çıktı gider gelirciler, mükemmel fransızca konuşsun havam olurcular…

Biz anneler zoruz…

Okulların bizden çekecekleri var! İşte bu okulların en seçkinleri bu haftasonu BÜMED (Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği)’in organizasyonu ile görücüye çıkıyorlar :)

18-19 Nisan Cumartesi ve Pazar günü saat 11-17:00 arası BÜMED üst bahçede aşağıdaki okullar stand açacak, kendilerini tanıtacaklar… Prof. Dr. Bengi Semerci pazar günü saat 14:00-15:30 arası “Çocuklarımız için doğru okulu nasıl seçeceğiz?” diye bir seminer veriyor… Ben gidiyorum, okul arayan beri gelsin. :)

Etkinliğe katılan okullar:

Not: Okul seçimi ile ilgili daha çok yazmak istediğim şey var fakat önce gidip görmek, dinlemek gerek kanımca… Ondan sonra yine dökülürüm merak etmeyin :) Su asamada cok da bilmeden yanlış yönlendirmek istemem açıkçası…

Not2: Özel okullar arasında Taş İlköğretim Okulu var, görüşlerine inandığım, benimsediğim, görmeden içimin ısındığı.. Bir o yok bu listede, BÜMED’e de söyledim, onlar da davet ettiklerini belirttiler, olmadı biz gideriz… Kısmet…

Yorumlar (4) »

Zeki Anneler, Saf çocuklar…

 eda_26Benim bebekliğim İzmir Tuzla’da geçti, deniz kenarındaki lojmanlar sanırım çocuk yetişirmek için en ideal ortamlardan biri..  Kızım Asya’nın mahrum kaldığı, deniz, güneş, koşturmak için bi dolu alan gibi İstanbuldan şu anda hasretle baktığım bu manzarada çok keyifli günlerimiz geçmiş…. Annem çok zeki bir kadın, bizi biberondan vazgeçirmek için iskeleye cikarmiş, oradaki bebek balıkları gösterip “siz yeterince kullandiniz, onların biberonu yok,  şimdi denize atalım ve onlar da kullansınlar” diyerek biberonlardan gönüllü ayrılmamızı sağlamış…  Aynı dönemlerde eve korkunç böcekler getirdiğimi, elimde tutup sevdiğimi anlatır annem; böcekleden çok korkmasına rağmen bana çaktırmaz, “aa böcek annesini özler hemen onu bahçeye bırakalım” diyip böcekten kurtulurmuş…

eda_14“Hiç yemek problemi yaşamadım sizinle” derdi annem, hakikaten de bu konuda üzmemişiz annemizi,  - beni tanıyan bilir; balık etinden halliceyim halen- yemek yerken hiç israr etmedi bize, sadece “şimdi yiyin ya da mutfağı kitliyorum” derdi, ablamla biz iki saf; “ne olur annecim, kilitleme hemen yiyoruz” diye hapur hupur yemekleri götürürdük… :) (Bkz. sekil 2) (Söylemeyi unutmuşum, mutağımızın kapısını yer açılsın diye çıkarmıştı annem üstelik, o kadar safız yani :)

Nahide’nin de böyle bir hikayesi var çok sevdiğim… Standart mama sandalyesinde annesi Nahideye yemek yedirmeye çalışırken Nahide zillisi bir kaşık yoğurdu bi şekilde annesinin suratına atmış, “annemin o anda kaşığı alıp anında yüzüme  yoğurt atmasını hiç unutmam” demişti, o günden sonra Nahide bir daha hiç yemeğini fırlatmamış…

Asyaya yemek yedirirken nacizane buna benzer bir yöntem geliştirdim. Elimi cetvel gibi kafasının üstüne tutuyorum ve yemek yedikçe uzayacağını söylüyorum. Kuzucum şimdilik inanıyor buna :)   Yediremediğiniz ne varsa (bizim vakada bu sebzeydi) deneyin, başarılı oluyor…

 

Sizi büyüten aileniz, doktorlar, kitaplar derken bir sürü bilgi kaynağından gelen bilgileri harmanlayıp, hiç bilmediğiniz bir yolda yürümeye çalışıyorsunuz, ben birkaç keyifli deneyi paylaşmak ve annelere bu yolda düşünmelerini önermek için yazdım bu yazıyı…  Çocuklar korkutarak-zorlayarak birşeyleri öğretmeye çalışmak yerine bu tür yöntemler daha faydalı geliyor bana… 

Anne olmaya çabalamak sanırım sadece anne olanların anlayabileceği birşey, tıpkı askere gidenlerin halinden sadece asker olanların anlaması gibi… bu konuda çoook fazla laf salatası yapıldığını düşünebilirsiniz, haklısnız…

Yorumlar (1) »

Bir varmış bir yokmuş… Masallar dile gelmiş, oyun olmuş…

Kızım Asya masal dinleyerek uyuyor, masalları canlandırmaya bayılıyor. Kırmızı başlıklı kız olup ormanda geziyor, bazen kurt olup beni mideye indiriyor(nasil mide diceksiniz, haklısınız, oraya hiiiiç girmiyelim)… :)
Benim yaşadığım yaşan binlerce aile vardır eminim, işte kendini sahnelere atmak isteyen bu çocuklar için bir sahne de var artık , MASAL TİYATROSU :)
masal_tiyatrosu_1
MASAL TİYATROSU masalları oyunlaştırırak seyirci karşısına çıkarmayı hedeflemenin yanı sıra, öncelikli olarak yaratıcı drama teknikleri ile onların hayal güçlerini ve bağımsız düşünebilme yeteneklerini harekete geçirmeyi ve beden diliyle de konuşabileceklerini göstermeyi amaçlıyormuş(aslında çok  da ulvi amaçlara  ihtiyacımız yok bence, eğlenmeleri için desek? )
TİYATRO FABRİKASI tarafından hayata geçirilen MASAL TİYATROSU için yaş sınırı koymamışlar, tiyatro ve masallara olan ilgilisi ve yeteneğine göre seçim yapıyorlar, kayıtlar bir süre daha devam ediyor. …
  
KAYIT İÇİN BİLGİ :
1- Ayda 8 dersten oluşan ve her hafta Cumartesi - Pazar günleri verilecek olan eğitimler için aylık 50 ytl’lik bir ücret belirlenmiştir.
 
İRTİBAT TELEFONLARI:
Ayhan Şahin – 0536 336 13 75 / 0505 398 74 63
Onur Durmuşoğlu – 0507 218 62 99
Aslıgül Erdem – 0533 223 43 20
 
ADRES: İstiklâl Caddesi, Küçükparmakkapı Sokak, No: 11 Beyoğlu – İST. (Mc Donalds Sokağı sonu)
 

Yorumlar (3) »